saitelili さんのプロフィールa.r.krmn adlı kullanıcın...フォトブログリストその他 ツール ヘルプ

ブログ


bir hikaye

İhtiyar Adam tapu dairesinden çıkarken sevinçliydi. Kendi kendine düşünüyordu; “-Oh. . Be ferahladım. Ölümlü dünya”. Oturduğu evin tapusunu, çocuğunun üstüne kaydettirmişti. Tapu dairesinden çıktıktan sonra bir küçük lokantada öğle yemeğini yedi, vakit geçirmek için parkları dolaştı. Bir parkta Cem Karaca’nın şarkısı çalınıyordu; “Allah Yar! Allah Yar!”. Akşama doğru eve gitmek için yola çıktı. Bir yandan düşünceler içindeydi;

-Biz öldükten sonra bir sürü işlemle uğraşması gerek. Ne diye eziyet çeksin yavrum. Oğlunun kendisini nerdeyse zorla doktora götürüşü aklına geldi;

“-Kerata amma ısrar etmişti. Sağlığıma verdiği önem kadar, ziyarete gelmeye de önem verse ya.

” Bir an dalgınlaştı;

“-Gerçi, gelin bizle geçinmeye çalışmıyor ama…” derin bir nefes aldı

“-Boş ver canım, ne de olsa torunlarımın annesi.Eşine, çocuklarına iyi baksın da…”

Biraz da kendini teselli etmek  için söylendi …biz bu gün varız, yarın yoğuz. “Evine yaklaşınca yine durgunlaştı,”-Bakalım hanım ne diyecek? Gelin gelip-gitmiyor diye biraz kırgın ama…. “ Düşünceler içinde zili çalarken, güler yüzlü olmaya çalıştı;

“-Yook, iyi oldu  canım.Biz ölünce oğlan rahat edecek, kötü mü?”

Hanımı kapıyı açtı. Gülümsemesini bozmamaya çalışarak hanımına;

-Nasılsın hanım bu gün bakalım? Hanımı elindeki çiçek suladığı kabı gösterdi;

-Ne yapayım, bir iki çiçekle uğraşıyorum yeşillik olsun diye. Eve girerken devam etti;

-İnsan şehirde özlüyor çiçeği, yeşilliği.

-Eee. . köy gibi olmaz buralar tabii. Kadının durgun yüzünde acı bir tebessüm dolaştı;

-Köy gibi olmaz dimi? Şimdi köyde olsak ne güzel olurdu. İhtiyar Adam bir an yüzüne baktı hanımının;

-Sen köyü pek sevmezdin! Geçen sene bir ay kalalım demiştim de

-Ben torunları özlerim. ” Diye tutturmuştun. Kadın, yüzünü çiçeklere doğru döndü;

-Ne bileyim ben, düşündükçe bunalır oldum buralarda. İnsan çocukluğunun geçtiği yerleri özlüyor. Ağaçların altında, bahçelerde yürümeyi özlüyor.

-Allah Allah ! Tamam hanım gideriz. Sen iste yeter ki. Hele havalar ısınsın biraz gideriz

-Havalar Kim bilir ne zaman ısınır. Beklemek şart mı?

-Yahu hanım, bunca yıllık eşimsin hala seni tam anladım diyemiyorum. Bir gün köye gitmem diye tutturuyorsun, bir gün de hemen gidelim diye.  Dur da bu gün ne oldu anlatayım. Kadın endişeyle baktı kocasına;

-Noldu, oğlanı mı gördün?

-Yok canım, nerden göreyim ! Koltuğuna oturdu, koynundaki tapu kağıdını çıkardı.

-Bu nedir biliyor musun?

-Hayırdır? -Hanım, yarın ne olacağı belli olmaz, vademiz gelir de ölürsek,oğlumuz kapı kapı uğraşmasın, diye evin tapusunu onun üstüne yaptım. Hanımının tepkisini beklerken, onun yüzündeki acı gülüşü gülümseme  sandı.Hanımı fısıldar gibi söylendi;

-Oğlumuz da bu gün buraya gelmişti, öğleden önce.

-Öylemi, vay hayırsız. Demedin mi, ‘uzun zamandır niye gelmiyon’ diye.Seni üzülmesin diye söylemiyordum ama ‘bizi unuttu’, diye kızmaya başlamıştım. Torunları da getirdi mi?

-Murat’ı getirmiş. O da “-Sıkıldım, gidelim. ” Deyip durdu.

-Vay kerata vay. akşam gelse de ben de görseydim. Neyse, hayırdır, gündüz vakti niye gelmiş ? Hanımı elindeki kapta suyu bitmiş olduğu halde, çiçekleri sular gibi durarak masadaki kağıdı gösterdi;

-Şu kağıdı getirmiş. İhtiyar Adam, hanımının sesinde bir titreme hissetti ama emin olamadı.İçindeki sevinci kaybetmemeye çalışarak masadaki kağıda uzandı. Bir mahkeme kararı olduğunu gördü. Yaşlı kadın kızaran gözlerini kocasının görmemesine dikkat ederek, eşinin kolundan tuttu koltuğa oturmasını sağladı, tekrar çiçeklere doğru uzaklaştı. İhtiyar Adam, yakın gözlüğünü çıkardı ve içinden yavaş yavaş okudu.

” Yaşı ilerlediği ve aklı muhakemesi yerinde olmadığına ve ekonomik  varlığını idare ve idame edemeyeceği, ekteki doktor raporuyla da tespit edildiğinden, taşınır ve taşınmaz varlıklarının, resmi varisi oğlu Süleyman tarafından idaresine karar verilmiştir. “  Resmi kağıt, yaşlı adamın elinden yavaşça yere kaydı. Başını yere eğdi, kağıda boş boş bakmaya başladı. Hanımı, gözlerini sildikten  sonra çiçeklerin başından ayrılıp yanına geldi. Eşinin titreyen ellerini tuttu. İhtiyar Adam, oğlunun neden kendini doktora götürdüğünü anlamıştı.. Yüreğindeki sızıyı bastırmaya çalışarak;

-Üç senedir uğramadık, köydeki ev ne haldedir?

-Canım ne olacak, bir gün de temizlerim ben.

-O evde, dizlerin üşürdü senin.   İhtiyar kadın, daralan göğsünü hafifçe bastırdı, “Yüreğimin üşümesi  daha kötü diye düşündü”.

-Merak etme, üşümem…üşümem…

-Yarın mı gidelim diyordun?

-Sen bilirsin bey.

-Eşyaları bir taksiye atarsak, Son otobüse yetişiriz.

-Olur. . Köyde zaten iyi kötü eşya var, ben hemen hazırlanırım.

-Hazırlan. şu kağıdı da tapuyla beraber masaya koyuver, oğlan gelince aramasın. İhtiyar adam, içinden düşünüyordu,

“-Dünya fani, Allah Yar”   İhtiyar kadın, birileri gelmeden gitmek ister gibi telaşla hazırlanıyordu. Giysileri  bir çantaya tıkıştırdı. Fotoğrafları duvardan toplarken oğlununkine bir an baktı, aldı, bir an düşünüp çantaya koymaktan vazgeçti. Masadaki kağıtların üstüne ters olarak bıraktı. En son duvardaki bir küçük patiği aldı, öptü. Bu büyük torununa ördüğü ama küçük gelmeye başlayınca hatıra olarak sakladığı mavi patiklerdi. Çantaya, fotoğrafların üstüne yerleştirirken, mavi patiklerin üstüne düşen göz yaşlarını  yavaşça sildi

……………………………………………………………………………………………………….

*Haksizligin önünde egilmeyiniz, zira hakkinizla beraber serefinizi de
kaybedersiniz. (Hz. Ali r.a.)

İlimsiz ibadette, tefekkürsüz(anlamadan) Kuran tilavetinde hayir yoktur.(Hz.
Ali r.a.)

Kendini hak ile mesgul etmezsen, batil seni mesgul eder. (Imam Safii)

Gencligine güvenme ölen hep ihtiyarmi? (Imam Safii)

Dört sey sende varsa dünyalik bazi seyler elinden kacmis olsa da üzülme;
1.Emanete riayet 2.Dogru sözlülük 3.Güzel ahlak 4.Helal kazanc (Hz.
MUHAMMED)

Kabe’yi elli defa tavaf eden anasindan dogmus gibi günahlarindan arinarak
tertemiz olur. (Hz. MUHAMMED)

Öğüt olarak ölüm yeter. Gam çekmeye kabir yeter. (Hizir)

Ey hanımlar! Şeytan feryadından sakınınız. Gözden gelen yaş, ALLAHtan ve
merhamettendir. Elle olan ve dil ile olan şeytandadır.(Hz.MUHAMMED)

Ey can, önce farenin şerrini defet sonra buğday biriktirmeye çalış,
çabala.(Mevlana)

Ahir zamanda bir kavim olacak ki; güvercin kursağı gibi (tüylerini) siyaha
boyayacaklar. İşte bu kimseler cennet kokusu koklayamazlar.(Hz. MUHAMMED)

Ne elbiseler gördüm içinde adam yok, ne adamlar gördüm sırtında elbise
yok.(Mevläna)

El-aceletü min eş-şeytan. (Acele işe şeytan karışır.)(Hz. MUHAMMED)

Güzellik giyinenlerin süslüğü ile oluşmaz; bilgi ve terbiye ile güzel
olunur. (Hz.Ali r.a.)

Hac, zayıf olan her kişinin cihadıdır.(Hz. MUHAMMED)

ALLAH’tan Firdevs Cennetini isteyin, O Rahmanın arşına dayanır, bütün
ırmaklar ondan çıkar.(Hz. MUHAMMED)

Görünen pislik bir parça su ie arınır. Fakat içte olan pislik arttıkça
artar. İçteki pislikler gözyaşından başka bir şeyle temizlenmez.(Mevalana)

Iman iki esit parcadir.Yarisi sabir yarisi sükürdür.(Hz.MUHAMMED)

 

 

 

 

* İlk başta anne babamızın çocukları,

Sonra çocuklarımızın anne babası,

Daha sonra anne babamızın anne babası,

En sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz...

 

MILTON GREENBLATT

 

 

 

 

Konuşulan konu ZEKAT, MALI KORUR

Hazreti Peygamber Efendimiz (s.a.v.)bir gün ashabına zekatın faydalarından bahsediyor:

-Zekat malınızı manevi bir kale ile muhafaza altına alır, buyuruyordu.

Yoldan geçmekte olan bir nasrani, bu sözleri duydu ve denemeye karar verdi; eve gitti nesi varsa zekatını ve sadakasını ayırdı; fakir fukaraya taksim etti.

Bu sıralarda onun bir ortağı ticaret maksadıyla sefere çıkmıştı. Hristiyan: - Eğer diyordu, Muhammed'in dediği doğru çıkarsa onun hak peygamber olduğuna karar verir ve dinini kabul ederim, yok eğer bu kadar mal; taksim ettiğim halde bir faidesi olmazsa, kılıcımı alır onunla harbederim diyordu.

Hristiyan, verdiği sadakanın neticesini beklerken ortağından bir metup aldı.

Mektupta: - Malesef yolumuzu eşkiyalar kesti ve kervanda ne varsa her şeyi aldılar, deniyordu.

Hristiyan beyninden vurulmuşa döndü. Kılıcı aldığı gibi Hazreti Muhammed'i öldürmek üzere yola çıktı.

Pür hiddet yoluna devam ederken ikinci bir mektup daha geldi ortağından. Orda ise şöyle yazıyordu:

- Daha evvel size yazdığım mektup tamamen ters çıktı. Bizim devenin biri sakatlanmış ve ben kervandan bir kaç yüz metre geri kalmıştım. Önümdeki kervanın tamamen yağma edildiğini görünce mutlaka beni de yakalarlar diye sana birinci mektubu yazmıştım. Fakat ne hikmetse beni görmeden çekip gittiler ve bizim malımız eşkiyalardan böylece kurtuldu. Miç müteessir olmayınız sağ salim yolumuza devam ediyoruz

Adam ortağından bu haberi alınca, doğru Resulüllah'ın huzuruna varıp: -

Ya Resûlellah! Bana İslamiyeti tarif et. Senin söylediklerini denedim ve faidesini gözlerimle gördüm. Artık Müslüman olmak istiyorum, der ve şehadet getitip Müslüman olur.