saitelili さんのプロフィールa.r.krmn adlı kullanıcın...フォトブログリストその他 ツール ヘルプ

ブログ


Tarih Türkler için ne demiş

Tarih Türkler için ne demiş

 

 

 

 

''İnsanlari yücelten iki büyük meziyet vardır: Erkeğin cesur kadının namuslu olması. Bu iki meziyetin yanında hem erkeği hem kadını şereflendiren bir meziyet vardır. İcabında tereddütsüz canını feda edebilecek kadar vatanına bağlı olmak. İşte Türkler bu meziyetlere ve fazilete sahip kahramanlardır. Bundan dolayıdır ki Türkler öldürülebilir lakin mağlup edilemezler"
Napoleon Bonaparte - Fransız İmparatoru
"Türklerden bahsediyorum... Düşmanına saldırırken amansız bir kasırgaya korkunç bir denize ve insafsız bir yıldırıma benzeyen Türk; dost yanında ve silahsız düşman karşısında bir seher yelidir berrak bir göldür. Gönül açan bu yeli yıldırma göz kamaştıran bu gölü coşkun bir denize çevirmek tabiatı da inciten bir gaflet olur."
Tasso - İtalyan Şair

"Bütün milletler arasında en namuslu ve dostluk kurmada tereddüt edilmeyecek olan yalnızca Türklerdir. Henüz yabancı tesiri altında kalmamış olan bir köye gidecek olursanız; gerçek misafirperverliğin ne demek olduğunu orada görüp öğrenirsiniz."
William Martin

"Irk ve millet olarak Türkler bence geniş imparatorluklar içinde yaşayan kavimlerin en asili ve başta gelenedir. Dini sosyal ve örfi faziletleritarafsız kimseler için birer takdir ve hayranlık kaynağıdır."
Lamartine-Fransız Yazar şair ve Devlet adamı.

"Poltava'da esir oluyordum. Bu benim için bir ölümdü kurtuldum. Buğ nehri önünde tehlike daha kuvvetli olarak belirdi; önümde su ardımda düşman tepemde cehennemler püsküren güneş... Su beni boğmak düşman beni parçalamak güneş beni eritmek istiyordu; yine kurtuldum. Fakat bugün esirim Türklerin esiriyim. Demirin ateşin ve suyun yapamadığını onlar bana yaptılar esir ettiler. Yalnız ayağımda zincir yok zindanda da değilim; istediğimi yapıyorum. Fakat bu defa da şefkatin asaletin nezaketin esiriyim. Türkler beni işte bu elmas bağa sardılar. Bu kadar alicenap bu kadar asil bu kadar nazik bir milletin arasında hür bir esir olarak yaşamak bilsen ne kadar tatlı."
Demirbaş Şarl -İsveç Kralı (Ruslardan kaçıp Osmanlıya sığınmıştır)

"Türkler ölmeyi biliyorlar hem de iyi biliyorlar. Ben de ölmeyi bilen bir milletin yenilmeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Burada hiç yoktan ordular kurmak ve bu orduları ölüme sürüklemek mümkün. Bu imkanlardan bol bol faydalanıyorum. Fakat meydana getirdiğim orduları sendeleten bir engel var: Türklerin yaşayan hatıraları!
Üç-dört yüzyıl önce her kudreti ve her milleti yenen Türkler şimdi de silinmez hatıralarıyla her teşebbüsü sendeletiyorlar. Hemen her yürekte bu korkuyu seziyorum. Demek ki yalnız Türkleri değil onların tarihini de yenmek lazım. Bu durumda ben Türklerin düzinelerle milleti idare etmelerindeki sırrı da anlıyorum. Onlar milletleri bir kere yeniyor fakat kazandıkları zaferleri ruhlara ve nesillere nakşedebiliyorlar."
M. Montecuccoli (Avusturyalı Komutan)

"Seceat ve cesaret bakımından Türklerden üstün; büyük hedeflere ulaşmak bakımından da onlardan dirayetli hiç bir kavim yoktur. Cenab-ı Hak onları aslan sıfatında yaratmıştır."
İbn-i Hassul

''Türk asillerin asilidir. yapma olmayan gösterişi bulunmayan bu pek yüce asalet ona tabiatın hediyesidir.''
Pierre Loti

''Türklerin yalnız sonsuz bir cesareti değil iradeleri sersemleştiren bir sihirbaz zekası vardır. İşte Türk bu zekasıyla zafer kazanır uygarlıklar yaratır ve insanlık dünyasında en şerefli hizmeti başarır. Zaten Avrupa'nın yarısını yüzyıllarca boyunduruk altına almak başka türlü mümkün olamazdı.''
Çarnayev(Rus Komutan)

''Silahlı milletin en canlı örneği Türklerdir. Bu diyar köylüsünün orak katibinin kalem ve hatta kadınlarının etek tutuşunda silaha sarılmış bir pençe kıvraklığı vardır. Türk ata biner gibi oturur keşfe yollanan asker gibi uyanık yürür.''
Moltke

''Türkler bir ırk ve bir millet olarak yeryüzünün en şerefli insanlarıdır.''
La Martine

''Savaşın zevkini almak isteyen herkes Türklerle savaşmalıdır.''
Towsend (İngiliz Komutan)

''Doğulu önderler milletlerinin başından ayrılmayarak her hükümetin temeli olan şu iki kanunu hakkıyla yapıyorlar: iyi yola götürmek ve kötülüklerden korumak. Bu asil hareket Ruslardan fazla özellikle Türklerde göze çarpıyor.''
Auguste Comte

''Türk kadınlarının en büyük süsü Türk oluşlarıdır. Onlar süslenmek için elmas veya zümrüt takınmıyorlar belki üzerlerinde taşıdıkları o taşları süslemiş ve kıymetlendirmiş oluyorlar. Çünkü her Türk kadını canlı bir inci ve paha biçilmez bir pırlantadır.''
Lady Mary Wortley Montagu

''Türk'ün güzel yüzünü kuvvetli endamını pırıltılı kostümünü zarif tavırlarını kibar gülüşünü aslanca kükreyişini fırçayla göstermek mümkündür. Fakat pek güç olan Türk'ün özünü göstermektir. Bu öz ayışığı gibi görülür fakat gösterilemez.''
Decamps (fransız ressam)

''Türkler yaman binicidirler. Türkler hücumunda düşmanı bir yaprak gibi çevirip bozarlar.''
Câhiz (Arap Bilgini)

''Türklerin yürekleri temizdir. Onlarda batıl fikirler basit düşünceler yoktur.''
Semame İbn-i Eşreş (Arap Bilgini)

''Türkler kahramandırlar. Dostlarına zarar vermezler. Fakat kazanç getirirler.''
Comenius (Çek Bilgini)

''Türklerin biricik sevdikleri şey hak ve hakikattir. Ve hiçbir haksızlık yapmadıkları halde haksızlığa uğramışlardır.''
William Pitt (İngiliz Devlet Adamı)

''Türk Heredot'tan Tevrat'tan çok eski yüzyılların tanıdığı bir ulustur.
Sadelik içinde görkemi sükunet içinde ihtişamı tahakküm kabul etmeyen bir
yüreklilik alabildiğine geniş bir fetih aşkı sonsuz bir teşebbüs kabiliyeti bölgelere uymaktan çok bölgeleri kendine uydurma zevki ve alışkanlığı Türk milletinin asırlar dolduran tarihinde açıkça görülür.''
(Ünlü Tarihçi) Hammer

''Türkler kahramadırlar dostlarına zarar vermezler. Yüce Türk milleti tuttuğu eli bırakmaz sözünden dönmez iyi ve kötü günlerde dostundan ayrılmaz. Böyle bir ulusla el ele vermek yeryüzünde her zorluğu yenmek için sonsuz bir güç ve yetenek kazanmak demektir.''
Comenius (Çek Bilgini)

''Türkler muhakkak ki Avrupa tarihinin ve yakın Asya tarihinin bildiği en halis efendi millettir.''
Kayzerling

''Her Türk'ün bakışında silahın ruha verdiği güveni görmek mümkündür. O hayata ve olaylara güvenle bakmayı öğrenmiştir.''
Molkte

''Kılıcı insafsız bir beceriyle kullanan Türk'ün eli yendiği insanların yarasını sarmakta da ustadır.''
Lord Byron

''Türk korkmaz korkutur. Bir şey isterse onu yapmadıkça vazgeçmez. Hangi işe el atarsa başarır.''
Semame İbn-i Eşreş

''Türkçeyi öğrenmek benim için büyük bir mutluluk oldu. Çünkü Türk'ü anlamak için kendisiyle mutlaka tercümansız konuşmalıdır. Tercüman ışığı örten zevksiz bir perde oluyor.''
Gelland (Fransız Bilgini)
''Türk askeri cesurdur. Anavatanını sever ve onun için gerekirse çekinmeden canını feda eder.''
Albert Einstein
''Artık Türklerle savaşmam. Onlar çok cesur ve iyi insanlar.''
Andreas Phitiades

''Dünyada iki bilinmeyen vardır. Biri kutuplar diğeri Türkler.''
Albert Sorel

''Türk toplumunda kişisel nitelik ve değer dışında hiçbir şeye önem verilmez.''
Baron Büsbek

''On ulusun on yiğit adamının gücü tek bir kimsede toplansa yine bir Türk'e bedel olmaz. Türklerin en çok konuştuğu şey savaştır zaferdir. Eğlenceleri ise attır silahtır. Türklerin doğrulukları ve namuslulukları ne kadar övülse yeridir.''
Charles Mcfarlene

''Türk milleti ikibin yıldır profesyonel askerdir. Bütün Türklerin mesleği askerliktir.''
Donaldson

''Dünyanın hangi ordusuna sorarsanız sorun Türk askerinin karşısında düşünmenin hiç de kolay olmadığını veya olamayacağını size söyler.''
Donaldson

''Türklerle dost ol ama düşman olma.''
Gianni de Michelis

''Dünyada Türklerden başka hiçbir ordu bu kadar süre ayakta duramaz.''
Hamilton
''Türklerden başka dini ve vatanı uğruna canını vermeye hazır asker yoktur.''
Hamilton

''Türkler devlet yıkmakta ve devlet kurmakta birinci sınıf ustadır. Ülkeleri değil kıtaları altüst etmişler ve korkunç saldırışlar arasında sarsılması hiç de kolay olmayan egemenliklerini yaratmışlardır.
Tarih Türklerden çok şey öğrendi. Onların elinden çıkma öyle eserler vardır ki uygarlık için birer süs olmaktadır.''
Hammer

''Çanakkale'de başarılı olamadık. Nasıl başarılı olurduk ki? Zira Türkler yuvasına girilmiş aslanların hiddetiyle cüret ve cesaret kahramanlığı ile savaşıyorlardı. Böyle bir millet görmedim.''
Sir Julien Corbet

''Türk gibi ölüme gülerek bakan bir eri başka hiçbir ulusta bulamazsınız.
Yalnız ona iyi bir komutan gerektir.''
Mulman

''Toplumsal düzenin Türkler arasında kurmuş olduğu ilişkilerin hepsinde temiz yüreklilik ve iyi niyet hakimdir. Vatandaşların birbirlerine karşı borçlu oldukları işlemleri yapma ve yerine getirmeleri için başka ülkelerde olduğu gibi senetleşmeye yani yazılı belgeye ihtiyaçları yoktur. Çünkü onların övülmeye değer hallerinden biri de verdikleri söze genellikle sadık kalmaları ve karşılarındakini aldatmaktan güveni suistimal etmekten çekinmeleridir.''
Monradgea D'ohsson

''Kendi ulusuna karşı bu kadar dürüst ve cömert olan müslüman Türkler hangi mezhebe bağlı olursa olsun aynı dürüstlüğü yabancılara karşı da yapar ve yerine getirirler. Bu noktada müslümanla müslüman olmayan arasında hiçbir fark gözetmezler.''
Monradgea D'ohsson

''Türk'ü anlamamak için tarihe göz yummak gerekir. Haksız saldırılar ve adi iftiralar önünde Türk'ün vakur kalışı kuşku yok ki körlerin gerçeği eşyayı anlamadıklarını düşündüklerinden ve körlere acıdıklarındandır. Bu soylu davranış o adi iftiralara ne açık bir cevap oluyor.''
Pierre Loti

''Türk'ün ahlaki seciyesi çocukluğunda aldığı iyilik telkinleriyle değil çevrelerinde fenalık görmemek suretiyle oluşur.''
Thomas Thorsten

"Türklerin ruhu yeniden parlayacak ve silah kullanmak için doğan bu kahraman milletin tarihi eski ışığını bulacaktır."
Feldmareşal von Moltke -Alman Genelkurmay Başkanı

Konuşulan konu Kadir Gecesi..

 

Alıntı

Kadir Gecesi..
kadirgecesi02vx6mk4.gif
Rabbimiz Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde kadir Gecesi için şunları bizlere söylüyor:

Şüphesiz biz, (Kuran'ı)
kadir gecesi indirdik. kadir gecesinin ne oldugunu sana bildiren nedir ?
kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve ruh (Cebrail), Rabbi'nin
izni ile her iş icin o gece iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.''
(Kadr Suresi 1,2,3,4,5)

Peygamber Efendimiz (s.a.v)'de
kadir Gecesi hakkında şöyle buyurmuşlardır:

Hz. Aişe (r.ah.) Efendimiz (s.a.v)'in
kadir gecesinin son on gecesinde tek rakamlı günlerinde aranmasını söylediğini rivayet etmiştir. (Buhari)

kadir gecesini ramazanın son on gününde arayın. (Müslim)

kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.

Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.

Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir?

"Bin ay seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki
Salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine kadir Suresi indirildi.

Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ
Muhammed , ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.

Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil
kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı.

kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur. Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.

neden  "kadir" Gecesi?

kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen KaDeR programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır.

"Kadr" kelimesinde "tazyik"
manas ı da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.

Bir hadiste, "O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır" buyurularak buna işaret edilir.

kadir Gecesinin ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir.

kadir Gecesi Yapılacak Duâ
"Allahumme inneke afuvvun kerîmun tuhibbul afve fa'fu annî."

anlamı:

"Allah'ım, şüphesiz sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni affet." (Tirmizi, Daavat, 12)



Konuşulan konu Hayırlı ve huzurlu bir hafta dilerim

 

Alıntı

Hayırlı ve huzurlu bir hafta dilerim
20060429ruzgaryagmur3xj.jpg
HAYIRLI , MUTLU,HUZURLU,SEVGİ DOLU BİR HAFTA  DİLERİM SİZE SEVGİLİ KARDEŞLER. MEVLAM HER DAİM SİZİNLE OLSUN!!!

“Rabbin, sadece kendisine ibadet etmenizi, ana babaya da iyi davranmanızı kesin olarak emreder. Eğer onlardan biri ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf” bile deme. Onları azarlama. Onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek üzerlerine kanat ger ve de ki: Ey Yüce Rabbim! Küçükken onlar beni nasıl koruyup yetiştirdilerse, Sen de onları esirge.”

İsrâ Suresi: 23, 24

Hadis

Ana-babası ya da onlardan biri yanında yaşlanıp da cennete giremeyen kimseye yazıklar olsun

Hz. Muhammed (s.a.v.)
Allah Rasulü Hazret-i Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdular ki : Kardeşinin derdine sevinip gülme, sonra Allah ona merhamet eder de, seni onun sahip olduğu dertle müptela kılar.
Kendisine Rabbinin âyetleriyle öğüt verildikten sonra,ondan yüz çeviren kimseden daha zâlim kim vardır?Biz mücrimlere lâyık oldukları cezayı muhakkak veririz. Secde Sûresi: 22
HADİS
Kim ki, yarım kelime ile de olsa bir mü'minin öldürülmesine yardım ederse, ALLAH'ın huzuruna alnında "ALLAH'ın rahmetinden ümidi kesilmiş" yazılı olarak varır.
Câmiü’s-Sağir, c. 3, No: 3577
user posted image
MÜCİB
Mücib : Duaları kabul eden

 

Neden

Neden..?
 
Neden Hz Yakup yanında onca evladı varken illa Yusuf diye ağlayıp gözlerini kör eyledi? Sevgi sadece evlat sevgisi ise bu sevgiyi kendine yaşatacak hiç
mi evladı yoktu?
 
Neden Mecnun illa Leyla deyip çöllere düştü? Mecnun için başka bir sevgili bulunamaz mıydı? Hiçbir kız Leyla’nın verdiğini veremez miydi Mecnun’a?
 
Neden Bülbül Gül için ağlayıp durdu hep? Gül’ün dikenlerinin her seferinde vücuduna batıp kendisine acı vereceğini bildiği halde, neden Bülbül hâlâ güle
konmaya, gülü koklamaya devam etti?
 
Zannediyor musunuz ki Yakup için Yusuf sadece bir evlattı?
Zannediyor musunuz ki Mecnun için Leyla sadece bir sevgili idi?
Zannediyor musunuz ki Bülbül için Gül sadece bir çiçekti?
 
Eğer sadece Yakup için evlat
Mecnun için sevgili
Bülbül için çiçek olsaydı anlam;
 
Ne Yusuf için gözler kör edilirdi ve gelene kadar dünyaya küsülürdü,
Ne Leyla için çöllere düşülür, ölümü ile ölünürdü,
Ne de Gül için onca dikenine rağmen gözyaşı dökülür ve hâlâ üzerine konulup kokusu koklanırdı …
 
Yusuf gelmeden kim açabilirdi Yakup’un gözlerini ?
Leyla ölünce kim yaşatabilirdi Mecnun’u ?
Gülü koklarken akan kanın kan olmadığını kim anlatabilirdi Bülbül’e?
 
Tek bir olan biri!
 
Yakub’un da Mecnun’un da Bülbül’ün de Rabbi olan ALLAH (c.c.)
Yusuf’un da Leyla’nın da Gül’ün de Rabbi olan ALLAH (c.c.)
 
İşte her şey tek bir şeyde cevap buluyor!
İşte her şey tek bir şeyde son buluyor!
 
O hükmü kestiyse O hükmü yazdıysa…
 
Sonu yok bu sevdanın O sonu kesmeden,
Açıklaması yok bu sevdanın sevdayı gönle yerleştiren açıklamasını yapmadan …
 
Yakup ne güzel oldu Yusuf ile …
Mecnun ne güzel oldu Leyla ile …
Bülbül ne güzel oldu Gül ile …
 
Aslında hepsi en güzel bir güzel ile güzel oldu:
 
Mevla ile!…

Konuşulan konu "Dünyada garip bir yolcu gibi ol."(H.zMuhammed)

 

Alıntı

"Dünyada garip bir yolcu gibi ol."(H.zMuhammed)
Bir garip yolcu olsam
 
 
Bir gece cekip gitsem diyorum...
Bol isikli geceleri, mukellef sofralari, kalabaliklari gecsem, akli karisiklari hesaplariyla
 basbasa biraksam. Gazeteleri, haberleri, tartismalari; hirslari, cilginliklari, dusmanliklari ve korkulari
 biraksam kalanlara, aralarindan sessizce siyrilip tek basima yollara dussem. Dudaklarimda
 bir cumle olsa yalnizca, yanima bir onu alsam: "Dunyada garip bir yolcu gibi ol...
" Onu hep tekrarlasam ve inandirsam kendime. Bir sarki gibi soylesem dursam,
 "Dunyada garip bir yolcu gibi ol..."

Yolumu ve yonumu hic bilmesem.
Yurusem ve yalniz yildizlar eslik etse yuruyusume...
 Evleri, isiklari, yollari ve sehirleri geride biraksam. Kar yagsa ve geceyi busbutun buyulese.
 Her duragimda, bildigim ve duydugum beyhude seyleri unutmaya baslasam.
Torbamdan duser gibi hafizamdan ucsalar birer birer. Ve cesaretimi busbutun kusanip ayaklarimin kuvvetlice yere bastigini duya duya gunesin dogmakta oldugu yere dogru yurusem.

Yuregim ve ruhum kus gibi hafiflese.
 Unutsam butun bildiklerimi. Butum isimler silinse aklimdan, bir cocuk kadar temiz ve hur olsam. Saclarima, omuzlarima karlar birikse, sonra bir ruzgar cikip savursa karlarimi.
 Gunes once benim gozlerime dogsa, gun isiklari o muthis dansina baslasa kar yiginlari ustunde.
 Ortaligi tarifsiz ve sinirsiz serce sesleri kaplasa.
 Beyhude bilgilerden, kara haberlerden bosalan ruhumu gun isiklarinin
dansiyla ve sercelerin bu dansi idare eden musikileriyle doldursam.
Buna bir de cam dallarinin "hu, hu" sesleri karissa...

Varip bir dagin yamacina kurulsam.
 Calilardan bir minder yapsam kendime. Ayaklarimi uzatip sirtimi daga yaslasam soyle...
 Ve seyre koyulsam ucsuz bucaksiz vadileri. Vadiler, ovalar buyuse, buyuse gozlerimde,
butun bir evren olsa. O evrenin ortasinda kucuk bir nokta gorsem kendimi.
Cikip daglarin yucesine, oradan evrende garip kalmis cismime baksam.
 Ve yine tekrarlasam o sozu:
 "Dunyada garip bir yolcu gibi ol."
Ikindi gunesinin ilik nefesi yüzümde, bir Yunus Emre ilahisi okusam daglara karsi:
"Mecnun ölü ben yururum
/ Dostu dusumde gorurum / Uyanir melul olurum / Gel gor beni ask neyledi."

Dervis Yunus'un hayali cikip gelse vadilerin arasindan.
 Basinda dilim dilim kulahiyla, sirtinda yesil abasiyla ve elinde uzun asasiyla gelse...
 O, kucuk bir boz esek ustunde; ben ardi sira yurusem, dunyanin her turlu derdinden azade,
 dolassak o vadileri, daglari... Sonra guzden kalmis, kuru dag aliclariyla iftar etsek bir yerde.
 Bir pinara varip duru suyundan icsek. Hamd etsek Allah'a tertemiz bir yurekle.
 Ellerimizi acip dua etsek; bagislanmanin lezzetini duysak ruhumuzda.
Dagi tasi, kurdu kusu, cumle yaratilmisi dost bilsek kendimize...
Bir zamanlar dervislerin dolastigi, ask nesidelerinin ruzgar ugultularina karistigi
bu yerlerde bir barinak yapsak kendimize. Ve arefenin uysal gecesini orada konuk etsek.
Dualarla, ilahilerle ve ruzgarin sesini dinleyerek gecirsek geceyi.
 Bayrama, kimsesiz bir dag basinda, bir dervis kulubesinde girsek...
Ben ve Dervis Yunus'un hayali...

Bir bayram sabahi, uzak bir dag basinda yapayalniz,
ellerimi goge acip dua etmek istiyorum. Butun kaygilardan azade,
 bir eski zaman dervisi gibi irmak boylarinda, vadilerde dolasip kendimi,
icimdeki 'ben'i aramak istiyorum. Endiseler, duskirikliklari, korkular, sitemler,
nefretler burada kalsin. Bir gece yarisi cekip gitmek istiyorum. Ruhumun huzur bulacagi,
 sevk icinde bayram edecegim bir dag basina... Ne kadar yalnizsam o kadar guclu sayacagim
 kendimi. Yanima yalnizca o Hadis'i alacagim:
"Dunyada garip bir yolcu gibi ol."
Onu bir sarki gibi soyleyecegim
ALİ ÇOLAK
 



NEDEN AĞLIYORSUNUZ BULUTLAR?

Sevdiğiniz mi sizi kabul etmedi?

Yeşil vahalarınız gidin mi dedi?

Denizler göğsünden buhar mı vermedi?

Sahi neden ağlıyorsunuz bulutlar…

Seçenekler yalnızlığa mı dizilmiş?

Kaderiniz benim gibi mi çizilmiş?

Gökyüzü sizi defterinden mi silmiş?

Peki, neden ağlıyorsunuz bulutlar…

 

Ben ağladıkça ağlamaklı yağdınız

Ben gözümü siz içinizi sağdınız

Bana tek ağlayacak siz mi kaldınız?

Sahi neden ağlıyorsunuz bulutlar…

 

Ağlamanız ruhuma derman olmuyor

İçimdeki dert çiçekleri solmuyor

Gözyaşınızla şu umanım dolmuyor

Peki, neden ağlıyorsunuz bulutlar…

 

Bir insanım ağlamayın benim için

Bırak ağlasın gözlerim için için

Çilelerim tek sevdam onları geçin

Sahi neden ağlıyorsunuz bulutlar…

 

Sularım yurdun toprağını taşını

Susuz bırakmam ben kimsenin aşını

Dert çekenlerin dökerim ben yaşını

Peki, neden ağlıyorsunuz bulutlar…

 

Sandım ki bu dünyada ağlayan bendim

Hudutsuz özgürlüğünüze özendim

Size uçmak için kanatlar bezendim

Hayal kırıklığı yaşadım bulutlar…

 

Dinsin damlalar gözyaşınızı silin

Bilin ki Benim ağlamam lazım bilin

Bu sene suyu benden Fırat’ın Nil’in

Siz durun ben ağlayacağım bulutlar…

UMUTLU OL! AĞLAMA CAN!

 

Umutlu ol! Ağlama can!

Gün gelir bir sabah taze ve genç doğulur.

Yamalı düşler eşsiz tablolara döner.

Hayata nokta yerine virgül koyulur.

Yürekte yara bırakan ateşler söner.

 
 
 

Umutlu ol! Ağlama can!

Karanlığın rahmine; aydınlık bulaşır.

Yokuşlar düzleşir, uzaklar yakın olur.

Hüznün saçında şefkatli bir el dolaşır.

İpi çekilmiş hayat elbette kurtulur.

 
 
 

Umutlu ol! Ağlama can!

Günü geçmiş hayaller; açar, çiçeklenir.

Yoklar var olur, gökte kanatsız uçulur.

Hayatın solgun tonları bir bir renklenir.

Mutluluk aranmaz… O gelir seni bulur.

 
 

Umutlu ol! Ağlama can!

Hep böyle mi gider? Dertlerde bir gün solar.

Ot bitmeyen yüreklerde güller açılır.

Seninde yüreğin bir gün sevinçle dolar.

Sığınmazsız gecelere nurlar saçılır.

 

MEHMET ORHAN DURDU