| saitelili: profila.r.krmn adlı kullanıcın...FotografieBlogSeznamyKniha návštěv | Nápověda |
Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardan birinin dalında, küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi.
Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını , kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de , asla uçamadı.
|
|
deniz deniznapsal:
Allah adamlarından bir büyük zat. Ulu Arif Çelebi... O anlatıyor: Nakledildiğine göre, ![]() Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış. Büyüğü Halil. Küçüğü ise İbrahim... Halil, evli çocuklu. İbrahim ise bekârmış... Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin... Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş. Bununla geçinip giderlermiş... Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya. Halil, bir teklif yapmış : İbrahim kardeşim; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle. Peki, abi demiş İbrahim... Ve Halil gitmiş çuval getirmeye... . O gidince, düşünmüş İbrahim: Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine Böyle demiş ve Kendi payından bir miktar atmış onunkine... Az sonra Halil çıkagelmiş. Haydi İbrahim. Demiş, önce sen doldur da taşı ambara. Peki abi. İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşer yola. O gidince, Halil düşünür bu defa: Der ki: Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek. Böyle düşünerek, Kendi payından atar onunkine birkaç kürek. Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atar onunkine. Bu, böyle sürüp gider. Ama birbirlerinden habersizdirler. Nihayet akşam olur. Karanlık basar. Görürler ki, bitmiyor buğdaylar. Hatta azalmıyor bile. Hak teala bu hali çok beğenir. Buğdaylarına bir bereket verir, bir bereket verir ki... Günlerce taşır iki kardeş, bitiremezler. Şaşarlar bu işe... Aksine çoğalır buğdayları. Dolar taşar ambarları. Bugün 'Bereket' denilince, bu kardeşler akla gelir. Bu bereketin adı: halil ibrahim bereketidir.
Před 2 dny
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Cuman mübarek olsun hayırlara vesile olsun inşaAllah...Rabbim, korktuğumuzdan emin.Umduğumuza nail eylesin inşaAllah...
![]() ![]() ![]() Allah'ım! Kur'anı bize dünyada bir dost, kabirde ünsiyetli bir yoldaş, kıyamette bir şefaatçi, sırat üzerinde bir nur, Cehennem ateşine karşı bir siper ve örtü, Cennette bir refik, bütün hayırlara bir delil ve imam kıl.
Před 5 dny
|
|||
|
Zeynel aknapsal:
Před 6 dny
|
|||
|
ღ°•.♥.•°ღнüzüηnapsal:
![]()
Před 6 dny
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Yine'mi basini Secde'ye vurmadan yatacaksin Yine'mi Melekleri aglatip, iblis'e kanacaksin Söylesene! Sen ne zaman nefsine Ok atacaksin...? Ne sabah kildin! Ne Ögle...ne de ikindi! Ne o...! Yoksa Elin-Ayagin mi kilitlendi? Aksami da kilmadin! Hadi bari Yatsiyi kil Sen de...Secdelilerin arasina katil Hadi be...! Siva kollarini, ve Abdest'ini al Vur basini Secde'ye! Cennet'in düsüne dal Dün iblise egilen boynun, Bügün Allah'a egilsin Sen Allah'in kulusun, iblisin kulu degilsin Namaz, Mü-min'in Miracidir, ayirma basini Secde'den Bomba altinda bile, Secde'den ayrilmadi deden Sen de "Vur basini Secde 'ye "...sevinsin Seccaden Öyle vur ki, hic bir sey koparamasin seni Secde'den Vur basini derken...Anliyorsun degil mi?...kendi basini... Yoksa incitme, (sebepsiz) kafirin dahi, Gözünü-kasini "Vur basini Secde'ye"...yani, Namaz kil demek Yakisiyor mu Mümin'e, Secdesiz Gün gecirmek Tiryakisi ol..."Allah'u Ekber sözünün Senin de Nuru olsun Namaz, gözünün Hadi durma! Vur basini Secde'ye Vur ki, daha yakin ol "EL ALIY'YE" Nefsin diyebilir ki, "Bugün söz ver! Yarin kilarsin..." Azrail (a.s.) ile karsilasinca, bu sözleri daha iyi anlarsin...
Před 6 dny
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Kıymetli nasihatler
İmam-ı azam hazretlerinin bir talebesine yaptığı vasiyetlerden bazıları şöyledir: Konuşurken yüksek sesle konuşma. Hiç bir işinde acele etme, teenni ile hareket et. Acele şeytandır. [Hadis-i şerifte, (Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder.) buyuruldu. Teenni, acele etmemektir.] Susmayı âdet edin. [Hadis-i şerifte, (Susmak, hikmettir; fakat susan azdır.) buyuruldu.] Her ayda birkaç gün oruç tut. [Hadis-i şerifte, (Her ay 3 gün oruç tutan, yılın tamamında oruç tutmuş gibi olur.) buyuruldu.] Nefsini hesaba çek, ilmi muhafaza et. Böylece amelinden iki cihanda faydalan. [Hadis-i şerifte, (Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel edendir.) buyuruldu.] Dünya nimetine ve sağlığına güvenme. [Hadis-i şerifte, (İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin, ölümden önce hayatın kıymetini bil.) buyuruldu.] Bu nimetlerin hepsinden sorguya çekileceksin. [Hadis-i şerifte, (Kıyamette, herkes ömrünü nerede geçirdiğinden, malını nereden kazanıp, nereye harcadığından ve ilmi ile amel edip, etmediğinden sorulacaktır.) buyuruldu.] Kötü kimseyi; kötülüğü ile anma, bir iyiliğini bul, onu söyle. Eğer kötülüğü din hakkında ise, bid’at ise onu insanlara söyle ve ona uymaktan onları koru. [Hadis-i şerifte, (Bid'atler yayılınca, ilmi olan bunu herkese bildirsin, bildirmezse, Kur'an-ı kerimi gizlemiş sayılır.) buyuruldu.] Sakın ölümü hatırından çıkarma. [Hadis-i şerifte, (Ölümü çok hatırlayanın kalbi ihya olur, ölümü de kolaylaşır.) buyuruldu. Kur’an-ı kerim okumaya devam et. [Hadis-i şerifte, (Kur'an okunan evin hayrı artar, melekler oraya toplanır, şeytanlar oradan uzaklaşır. Kur'an okunmayan ev, içindekilere dar gelir, sıkıntı verir, bereketsiz olur. Bu evden melekler çıkar, şeytanlar girer.) buyuruldu.] Bid’at ehlinden uzak dur. [Hadis-i şerifte, (Bid’at ehlinin cenazelerine gitme, onlarla birlikte namaz kılma. Ben onlardan değilim.) buyuruldu.] Küfür ehli ile zaruretsiz konuşma, mümkünse onları İslama davet et, değilse, onlarla dost olma [diyaloga girme!] Anneni, babanı, üstadını hayır duadan unutma. Ezan okununca, hazır ol, herkesten önce mescide gel. Peygamberleri, salihleri, mescid ve mezarlar hakkında halkın gördüğü rüyaları tabir et. Kabirleri ziyaret et. Komşudan gördüğün ayıpları, emanet bil; sakla, kimsenin sırrını kimseye söyleme. Seninle istişare edene doğruyu söyle. Cimrilikten sakın. Tamahkar olan mürüvvetsiz olur. Her işte mürüvveti gözet. İhtiyacın olsa da, kimseden bir şey isteme. Dünya ehline rağbet etme. Yolda giderken sağına soluna bakma, önüne bak. Bahşiş verilen yerlerde herkesten daha çok ver. Bir cemaat içinde iken, onlar teklif etmeden imam olma. Kadınların, kızların, gençlerin toplandıkları yerlere gitme. Fısk, çalgı, müzik ve diğer haram bulunan eğlence yerlerine girme. İlim meclisinde sakın kızma. İnanılması zor olan hikâyeleri anlatma. Bu nasihatimizi, canı gönülden kabul et. Bunlarla dünya ve ahiretini süsle. Zira bunlar senin ve herkesin iyiliği içindir. Bu yolda git ve herkese de tavsiye et .
18 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Bir kutsal emanettir hayat dediğin. Seni beklemeden sonsuza akar. Mühlet biter ve başlar yolculuk. Dünya ki bir sihirli kuyu. En kuytusunda bir damla olsan da bütün yollar ölüme akar. Kaçmak mümkün değil, ertelemek imkansız. Kader denen nazlı peri her an yanıbaşında hissettirmeden. Sözün bittiği yerde başlayan bir iç çekiştir bu. Duyguların kendinden geçtiği, gönül diyarının bitap düştüğü nokta... Ötelerin ötesi. Göklerden gelen davet, gideceğin tek adrestir aslında. Günler döner, mevsimler değişir. Sen ise bir mevsimlik kuş misali uçarsın hicret zamanı geldiğinde... Bir kutsal emanettir hayat dediğin. Elinde birikmiş duaların varsa eğer... Gurupta tezahür eden ihtişamın efsunuyla kendinden geçersin. Bir kutsal emanettir hayat dediğin. Elinde birikmiş duaların varsa eğer... Alnındaki secde çiçeklerini toplayıp öyle gidersin. Sonra, göklere yolladığın duaların yağmur misali dökülür göklerden rahmet olup. Tüm basamakları bir secde hızıyla geçip ulaşırsın en sevgiliye. Bir vuslat sevinci sarar ruhunu. Göklerin fevkindeki hislerin yağar üstüne. Benliğinin esrarı çözülür ve ten kafesi göçer gider yurduna. Tüm hüzzam ağıtlar seni söyler sonra. Merhametin senden fazlaysa ve heybende sevgi doluysa.. Elinde birikmiş duaların varsa, vicdanının ayak sesleri götürür seni... Gurupta tezahür eden ihtişamın efsunuyla kendinden geçersin. Ve... Mevsimlik bir kuş misali uçarsın hicret zamanı geldiğinde. Elinde birikmiş duaların varsa ... En derin uykular örtüsünü dünyanın üzerine yaydığı zaman, bir sükunet yayılır ruhuna... İşte tam zamanıdır artık gerçeğe uyanmanın. Sıra dağlarla çevrili hayatta kendi dağını aşma gayretin şaha kalkar... Gayret atın tırıstadır. Bu devir başka bir devir. Tefsiri mümkün olmayan hisler sarmış insanlığı. İnsan insanın kurdu. Değerlerin içi büyük bir çukur. Düşmüşüz en derin hiçliğe. En mutena duygular aleni, serkeş. En kadim dostluklar kin kuşanıyor. İnsanın bir yüzü gördüğümüz. Birkaç yüzü var görmediğimiz. En savunmasız olduğun anda, bir nisan akşamında meçhul iklimlere yol aldığımız, sırlı dikenli yollar karşılar seni... Yorulur tükenirsin. Uzaktaki ölüm meleği yaklaşır, yakınlaşır. Kendini bırakırsın sonsuzluğun kollarına. Elinde birikmiş duaların varsa ... Hicret zamanı geldiğinde... Elinde birikmiş duaların varsa ... Alnındaki secde çiçeklerini topla ve dağıt vadisi çiçeksiz gönüllere. Kışta kalmış yüreklere bahar ol. Kar ol, karı erimiş dağlara. Yorgun bulutların yağamadığı yağmur ol, kurak gönüllere. Billur ırmakların testisi ol suya hasret dudaklara. Bir mevsimlik menekşe gibi düşme toprağın bağrına. Sonsuzluğa ayarlanmış yüreğini bile. Göklerin saramadığı, zirvelerin ulaşamadığı en ıssız gönüllerin Kehkeşanı ol. Eyüpün sabrına eş olsun tahammülün. Her durağın ötesinde başka durak ol yolcusunu bekleyen... Merhametin senden önce yürüsün yollarda. Elinde birikmiş duaların varsa eğer... Bırak yüreğin bir secde hızıyla vuslata ersin. Gurupta tezahür eden ihtişamın efsunuyla kendinden geçsin. Elinde birikmiş duaların varsa eğer... Vicdanının ayak seslerini hala duyuyorsan... Güvercin gibi gelen baharların ardından, gelen bir acı tufan gibidir ölüm insan nefsine... Bir anda çıkıp gelir sonsuz yolculuk. Söz bitmiş,vakit tamamdır. Yüreğin karanlık bir geceyi ağırlasa da kanat çırptığında göklere, ışıkla dolacak odanın içi. Heyben doluysa, elinde ve dudaklarında duaların izi kalmışsa, vicdanın uyanıksa, ve alnında secde çiçekleri açmışsa... Koşar adım gidersin. Bir kutsal emanettir hayat dediğin. Seni beklemeden sonsuza akar. Ötelerin ötesi bekler seni. Geldiğin noktaya varır yolun. Gidersin kimselere sormadan, haber vermeden. Ansızın durur hayat. Biter fasl-ı bahar. Göklerden gelen bu davet, aklın hesaplarının bittiği, bir çağ yenilgisidir aslında... Koşar adım gidersin. Elinde birikmiş duaların varsa. Ve... Merhametin senden fazlaysa alıntı
17 List.
|
|||
|
Diana Nadernapsal:
La presunción y la arrogancia son estados adquiridos de la mente.
Conquista los estados adquiridos de la mente, y podrá desarrollarse la
cordura original. La pasión y la voluntariedad son partes de la falsa
conciencia; suprime la falsa conciencia, y aparecerá la conciencia
verdadera.
Cuando los que son intelectualmente brillantes, que debieran ser reservados, se muestran por el contrario ostentosos, son ignorantes y necios, a pesar de su brillantez. Si se ha alimentado el silencio, se sabe qué perturbador es el exceso de charla. Nunca seas charlatán en lugar de conversador. Cuando las cosas van suavemente, esfuérzate por permanecer respetuoso. The
presumption and arrogance are acquired states of mind. Conquest
acquired state of mind, and could develop original sanity. The passion
and willfulness are part of false consciousness; suppresses false
consciousness, and consciousness appears true.
When those who are intellectually brilliant, they should be reserved, are showed in flashy, they are ignorant and stupid, despite his brilliance. If you have been fed the silence, he knows what is disturbing talk too much. Never be charlatan instead of talking. When things go smoothly, strive to remain respectful. Varsayımı ve kibir aklın devletler elde edilir. Fetih ve ruhsal durum satın orijinal aklı geliştirebilir. Tutku ve inatçılık yanlış bilincin parçasıdır; yanlış bilinç bastırır ve bilinç gerçek görünür. Zaman olanlar entelektüel brilliant, onlar saklıdır olmalı, gösterişli ayında, cahil ve aptal, onun parlak rağmen gösterdi vardır. Eğer sessizlik beslenen olmuştur, o çok ne rahatsız konuşmaya bilir. Never be şarlatan yerine konuşuyorum. İşler düzgün, git çalışıyoruz saygılı olmaya çağırdı. وافتراض والغطرسة التي اكتسبت الدول العقل. الفتح المكتسبة حالة ذهنية ، ويمكن أن تتطور التعقل الأصلي. العاطفة وتعمد هي جزء من وعي زائف ؛ يقمع الوعي الزائف والوعي يبدو صحيحا. عند أولئك الذين فكريا رائعا ، ينبغي أن تكون محفوظة ، وأظهر في مبهرج ، هم جهلة وأغبياء ، وعلى الرغم من تألقه. إذا كنت قد غذى الصمت ، لأنه يعلم ما هو مقلق نتكلم كثيرا. دجال أبدا أن يكون بدلا من الحديث. عندما تسير الامور بسلاسة ، تسعى جاهدة لتبقى محترمة. ![]() ![]() ![]() HOLA DULCE Y QUERIDO AMIGO! TE LLEVO EN EL CORAZON SIEMPRE, BUENA SEMANA TE AMO GRACIAS! HELLO SWEET AND DEAR FRIEND!
YOU ALWAYS in my heart, GOOD WEEK I LOVE YOU THANKS! MERHABA TATLI VE DEAR FRIEND! YOU in my heart, HER ZAMAN İYİ HAFTA SENİ SEVİYORUM TEŞEKKÜRLER!
مرحبا الحلو وصديقي العزيز!
أنت دائما في قلبي ، أسبوع جيدة أنا أحبك شكرا!
16 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Iki Gezgin Melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslupla,meleklere yatacak yer olarak koca malikanenin konuk odalarından birini vermekyerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş. Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, Yaşlı Melek hafifçe gülümsemiş: Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir... Sabah malikaneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar. Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Yegane geçim kaynakları olan tek inek de tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış. Genç Melek bu sefer iyice öfkelenerek Yaşlı Meleğe isyan etmiş: Bunun olmasına nasıl izin verebildin?! O varlıklı kaba adamın herşeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu; buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!? Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe dönerek şu cevabı vermiş: Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir. O zengin malikanenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu farkettim. Malikanenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz. Ve devam etmiş: ? Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, Ölüm Meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm. Ben de onun yerine Ölüm Meleğine ineği verdim. Yaşlı Melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş: Herşey, her zaman, göründüğü gibi değildir.
16 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
~~Allah'tan Uzak Gündemler ~~
Kitabı da uzağımıza koyduk. Ta tozlanıncaya kadar. Tozlanıp kabuk bağlayıncaya... Korktuk kitaptan. Hâlâ korkuyoruz. Kelimelerin ürpertisine, gözlerini gözlerimize dikişine dayanamadık. Kelimesiz, ruhsuz, cansız, cemalsiz kaldık. Cehaletimiz kemale erdi. Paraya pula taptık. ALLAH’a kul olacaktık; kullara kul olduk. Kitapla aramız açıldıkça ALLAH’la aramız açıldı. O, yirmi dört saat bizimle ilgileniyordu. Bizse ALLAH’la ilgiyi kestikçe kestik. ALLAH, gündemimizden eksileli, gayr adına ne varsa onlar doldu doluştu odalarımıza, ruhumuza... Adımlarımız, bakışlarımız, hanelerimiz menfaate ayarlandı/uyarlandı. Firavun ölmüştü gerçi; ama "Firavun âdetleri"nden vazgeçemedik. Hürriyet baş köşede olmalıydı; vazgeçilmezimiz... Nice putların karşısında el pençe divan durduk; adımlarımızı, yarınlarımızı verdik... Karşılığında bir dilim ekmek alacaktık. Ondan da olduk. Hürriyeti çalınınca sus pus olanlar; ekmeği azalınca sokaklara döküldü. Zaten sokaklara dökülmeden döküldüydük. Düşünmeyen, okumayan, yazmayan insanların sesini sözünü kimseler duymaz. Adam olmak okumakla başlar. Hürriyet okumakla dalga dalga yayılır. Amansız düşmanların amansız takipçisi okumaktır. Okumak sırdır, sihirdir, berekettir. Bizi denizlere, denizlerin sükûnetine bırakacak nehirdir. Biz kelimeyi, kalemi, kitabı -dahası- kalbimizi kaybettik. Bu kayıpların ortasında ancak "şikayet" vardır. Sonsuz sızlanışlar, serzenişler vardır. Zannettik ki, okullar açmakla cehalet silinecekti. Bir okul açmakla bin hapishane kapatacaktık! Heyhat! Okullarla beraber zindanlar çoğaldı. Öğrencilerimize "Hapishane Diploması" veriyormuşuz meğer! Otobanlar, “iletişim” araçları bizi, dünyayı birbirine bağlayacaktı! Dünya küçülecekti! Dünya büyüdü, öyle büyüdü ki... görüşemez, konuşamaz, anlaşamaz olduk. Çok şeyimiz vardı. Ancak, ALLAH’la, kitapla barışık değildik. Para, pul, çul, mal, mülk, kriz, çerez şeyler nice şeylerin önüne geçti. Din; belli mekanlarda imiş! Halbuki iman hayatın her anındaydı. Düğünde, bayramda, ölümde... Bizse sıkıştığımızda, karanlıkta, savaşta, enkaz altında çağırdık ALLAH’ı. Sonra işimize gücümüze yine daldık. Bahar gelirken hayretimizden çığlıklar atmayı yine unuttuk. Yine unuttuk Karac’oğlan’ın “Elif Elif yağar” dediği kar seyrini. Unuttuk aynanın karşısında kendimizi bile seyretmeyi. Ne titrek bir kelebeğin, ne ürkek bir kuşun farkındaydık. Bakışlarımız krizin ta kendisiydi. Yaşadığımız, ekonomik değil; imanî/insanî bir krizdi. Ne çok unuttuk öyle! Unuta unuta yaşamalara alışırken savaşlar, krizler vuruyordu bizi. Şaşkınlıkla akletmeleri de unuttuk. Mesela, hicret etmişti Efendimiz aleyhisselatü vesselam. Bize ne oluyordu! Ya esir olacaktık ya hür. Esaret bizim tanıdığımız değildi. Madem ki her nefes bir ümitti… Hicret; tarihten, sözlüklerden çıkıp gözlerimizin içine bakarken elimizden tutmalıydı… Bizi sürüklüyorlar; farkında mıyız. Her saat önümüze bir “gündem” atıyorlar. Ve ruhlarımız “geveze” oluyor; çok zikretmemiz gereken ölümü “ölümlerin içinde bile” hatırlamıyoruz. Dünyevîleşmek başka ne ola ki… Bak; dünyanın gözyaşını silemiyoruz. Az da malımız mülkümüz yok. Yok da… “Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı.” diyor Yunus. Şimdi hicret zamanı… Ali Hakkoymaz
15 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
"İlmi olmayan beden suyu olmayan şehre benzer." NÜKTE: İBRAHİM'İN RABBİ
14 List.
|
|||
|
Yaban_Gülü_ .napsal:
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
![]() ![]() Cebrail (A.S.) bana geldi. Elinde bembeyaz bir ayna vardi. «Bu Cum'adir. Rabb'in onu Sana ve Senden sonra ümmetine bayram olsun diye farz kildi» dedi. Ben «Bizim için onda ne var» diye sordum. Cebrail (A.S.) dedi ki. «Sizin için onda hayirli bir ân vardir ki; kim o anda hayirli bir sey dilerse Allâh (CC.) diledigini mutlaka verir. Yahud bir seyden korunmasini isterse Allâh onu o korktugu seyden korur. Bizce O, günlerin en kiymetlisidir. Biz, âhirette ona «Yevm'ül - Mezid» deriz. Ben: Rabbin neden kendisine Cennette miskten daha hos kokulu olan bir ova seçmistir.» dedim. Cum'â Günü olunca yüceliklerden inerek Kürsi'sini sereflendirir ve oradakilere cemâlini gösterir de onlar da Onu görürler» dedi. ![]() CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN SELAM VE DUA İLE
13 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Allahım! "Kimsesiz kimse yok, herkesin var kimsesi, Kimsesiz kaldık medet ey, kimsesizler kimsesi" Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allahım! Mahlukatın adedince, Zatının rızası, arşının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkebince Hz. Muhammed (sas) ve O'nun ehli ve ashabı üzerine salat eyle. Allahım! Sen ölümlerin en güzeli ile bizi huzuruna al Allahım! Ölümümüzü her türlü şerden kurtulup rahata erme vesilesi yap Ya Rabbi! Allahım! Bizleri Sen'i çok zikreden, Sana çok şükreden, Sen'den çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı saygı ile dopdolu olan, ahu efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden kullarından eyle. CUMAMIZ MÜBAREK OLSUN...
13 List.
|
|||
|
Zeynel aknapsal:
13 List.
|
|||
|
nazlıcan fıratnapsal:
|
|||
|
deniz deniznapsal:
NOKSANIM, EKSİĞİM, MUHTACIM...
İş bulamadığım günler oldu Aç kaldığım anlar oldu Utandığım zamanlar,horlandığım mekanlar oldu Belki bu yazıyı tamamlayamadan Belki yarın,öbür gün ama mutlaka bir gün Dört omuza,beyaz beze bürünüp kabre konucam İşte en muhtaç olduğum gün o gündür Orda ümitler bitmiş Sevgiler yitmiş Sevgilerim çekip gitmiştir Noksanım,eksiğim,muhtacım Kapıların suratıma çarpıldığını Yüzüme nefretle bakıldığını İnsanların benden sıkılıdığını hatırlarım Ne yaparım çorbamı pişirmez,gömleğimi yıkamazsa karım. Ne yaparım ihtiyarlayınca bana yüz çevirirse çocuklarım Noksanım, eksiğim,muhtacım Ama en muhtaç olduğum gün kabre konduğum gündür Amirdim dürüst ve güvenilir memura muhtaç oldum Memurdum amire muhtaç oldum Servetim oldu, istifade edebilmek için Zaman, zemin ve sağlığa muhtaç oldum Muhtaçlığım bitmedi Hala eksiğim, Hala noksanım, Hala muhtacım, Ama en muhtaç olduğum an kabre konduğum gün, Kabre konduğum andır.. Gayrısı hikayedir, Gayrısı yalandır, Gayrısı bir ömür bile sürse aslında bir andır Noksanım,eksiğim,muhtacım.. Bülbül güle,ifadem dile,sağ elim sol ele muhtaç Secdem kapanan alnıma,kıyamım doğrulabilen bele muhtaç... Mektubum pula, Ayaklarım yola, Çiçeğim dala, Nefsim mala muhtaç... Bir bardak suya hasret kaldığım, Korkulu düşlerle uykumu böldüğüm, Ayıbım ortaya çıkar diye yaşarken öldüğüm, Aklımı oynatıp acınası halime güldüğüm günlerim oldu. Hep noksandım, Hep eksiktim, Hep muhtaçtım, İllede en muhtaç olduğum gün.. Kara toprağa gömüldüğüm gündür.. Hatırlıyorum yoğun bakımlarda kaldım Bir merdiven inemediğim Bir yanıma dönemediğim Bir dostuma bile güvenemediğim günlerim oldu O günlerimi bile mumla arıyacağım gün Kara toprağa gömüldüğüm gündür.. Bir lokma peşinde topaç edildim Kimi yerlerden haksız yere ihraç edildim Riyakar insanlara bile muhtaç edildim Evet eksiğim, Evet noksanım, Evet muhtacım, Fakat en muhtaç olduğum an Kabre konduğum gün Kabre konduğum andır.. Çünkü orda ihtimaller bitmiş Ümitler yitmiş Servetim ve sevgilerim Alıp başını gitmiştir En garip ve muhtaç olduğum gün Kabre konduğum gündür.. EY NEFSİM!! HAZIR MISIN??
11 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Büyük Yas
Hatırlatmayın bana dokuzu beş geçeyi,
10 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
İki arkadaş çölde yürüyorlardı. Yolculuk sırasında bir tartışma yaşandı ve arkadaşlardan biri ötekine tokat attı. Tokadı yiyen kişinin canı acıdı ama hiçbir şey söylemeden eğildi ve kuma şöyle yazdı:
“Bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı.”
İYİLİKLERİ KAYALARA KAZIMAYI ÖĞRENİN.
İncinmelerimizi kuma;iyiliklerimizi kayaya yazmayı öğrenelim inşaAllah
9 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Sana hayranlığımı Senin öğrettiğin sözle ifade ediyorum
Ölesine çok güzellikler yaratırsın ki hayranlığım Senin methine yetmez. SeniSenin öğrettiğin gibi övüyorum; SUBHANALLAH ![]() Öyle bol nimetler verirsin ki Şükrüm SANAteşekküre yetmez. Sana Senin öğrettiğin gibi hamd ediyorum; ELHAMDÜLİLLAH ![]() Öyle hoş lutuflarda bulunursun ki Ne kadar minnettar kalsam lutfuna denk gelmez. SanaSenin öğrettiğin sözle minnetimi ifade ediyoum; BAREKALLAH ![]() Öyle güzel işler eylersin ki Ne kadar düşünsem hikmetine aklım ermez. Sana hayranlığımı Senin öğrettiğin sözle ifade ediyorum; MAŞAALLAH
8 List.
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Kalp Kırıldığında Nasıl Bir Ses Çıkarır Sizce ?
7 List.
|
|||
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Cuman Mübarek Olsun...
![]() ![]() ![]()
Ya RABBİ...!
6 List.
|
|||
|
Zeynel aknapsal:
![]() Sıkıntılardan uzak
huzurun gölgesinde geçireceğiniz günlerin ömrünüze yayılması
Ömürlerinizin bereketli
kazançlarınızın kârlı sevinçlerinizindaim olması dileğiyle...
Cuma'nız Mübarek
dualarınız kabul olsun. Sevgiyle kalın
sağlıkla nefes alın..![]() ![]() ![]() SAĞLICAKLA KALIN...
ALLAHA EMANET OLUN...
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN...
6 List.
|
|||
|
nazlıcan fıratnapsal:
|
|||
|
deniz deniznapsal:
Ya Rasulallah! Bugün seninle dertleşmek istiyorum, şu aciz ümmetini, şu günahkâr ümmetini dinlermisin? Bugün sana gözyaşlarıyla derdimi, içimi dökmek istiyorum. Kırık dökük de olsa, eksik ve yanlış da olsa, şu günahkâr ümmetinin yüreğinden gelen sözleri dinlermisin? Sen ki, şehidlerin sultanı, amcan Hz. Hamza'yı şehid eden vahşiyi bile dinledin ve O insan bir vahşi iken seninle dertleştikten sonra, kalbinde güller açarak bir yiğit, bir yıldız ve bir cennet varisi oldu. Hz. Vahşi oldu, senin ümmetin oldu ya Rasulallah işte bende, şu vahşileşen insanların arasından bir an sıyrılarak, Hz vahşi gibi, Hz. Enes Bin malik gibi, Hz. Mus'ab Bin ümeyr gibi ve Hz. Ebu Hureyre gibi dertleşmek istiyorum sevgili efendim. Ama O'nlar gibi olmamanın ve olamamanın ezikliğini hissederek yine de sana seslenmek ve seninle dertleşmek istiyorum, çağlar ötesi bir zamandan efendim… Ey gül yüzünde gülücükler eksik olmayan sevgili efendim! Sana ilk önce şu itirafımı yapmak istiyorum. Aklıma geldikçe yüreğimi ezen, beni gözyaşlarına boğan, şu itirafımı yapmak istiyorum… Ya Rasül, hani ümmetine seslenirken üzerine çıkıp mübarek ağzından inciler döktüğün hurma kütüğü vardı ya, hani ümmetine yine bir gün seslendiğinde bu hurma kütüğünün üstüne çıkmayıp Ashabı'nın yaptığı minberin üstüne çıkınca, etrafa hıçkıra hıçkıra bir ağlama sesi yayılmıştı ya, ağlamanın hiçbir insandan gelmediği anlaşılınca hurma kütüğünün yanına gidip onun ağladığını, senden ayrı kalınca hıçkırıklara boğulduğunu görünce onu mübarek ellerinle teselli etmiştin ya hani efendim. işte ben, işte ben senden ayrı kaldığım o kadar zamana rağmen bir hurma kütüğü kadar ağlamıyorum, ağlayamıyorum gözümün nuru, gönlümün sultanı efendim. şu ümmetin bir kütük kadar olamıyor ve ayrılığına yanıp kavrulmuyor sultanım. Ne olur, ne olur efendim gel beni de teselli et, bir hurma kütüğü gibi ağlamasam da, bir mağaranın önünde bekleyen KITMiR gibi sadık olamasam da ve senden ayrılacağını anlayan bir deve kadar içim yanmıyorsa da, ne olur Ya Rasül ben seni görmeden sevdim, çağlar ötesi zamandan "KARDEşLERiM" hitabına "buyur canımın canı, buyur anamı-babamı ve her şeyimi yoluna feda ettiğim canım efendim" diyerek sana iman ettim gönlümün sultanı. Sana layık ümmet olmasam da, sana KITMiR gibi sadık kalmasam da, sana bir örümcek kadar hasretinle yanmasam da ve seni gördüğünde heyecandan ufacık kalbi yerinden çıkacakmış gibi atan bir güvercinin yüreği kadar yüreğim tertemiz olmasa da, gel ne olur, rüya da olsa bile gel, gel de şu günah çukuruna batmış ümmetini teselli et..
5 List.
|
|
|